Evrensel

LO Baskani Wanja Lundby Wedin ile söylesi

News   •   Dec 01, 2010 00:04 EET

Wanja Lundby Wedin Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) başkanı. 1973 yılında kurulan örgütün Avrupa'nın 35 ülkesinde 60 bin civarında üyesi var. Aynı zamanda 1,5 milyon işçiyi bünyesinde barındıran İsveç İşçi Sendikaları Konfederasyonu (LO) Başkanı olan Wedin ile Avrupa ve İsveç'teki gelişmeleri konuştuk.

 

Avrupa’da bir çok ülkede hükümetler emekçilerin haklarını gaspeden uygulamalara gidiyorlar.  Neler oluyor Avrupa’da ?

 

Wedin: Mali kriz  Avrupa’da en çok ekonomik durumları kötü olan ülkeleri olumsuz etkiledi. Bu ülkeler hala kendilerine gelemediler. Avrupa Birliği bu ülkelerden daha önce taahhüt ettikleri “İstikrar Paktı”na uymalarını istiyor. Onlar da yeni tasarruf önlemlerini yürürlüğe koyuyorlar. Bu krizin daha da derinleşmesine yol açtı. Ekonomik krizden en fazla etkilenen ülkeler Yunanistan, İtalya, Ispanya, Portekiz ve İrlanda.

 

İşçiler ve emekçiler krizin faturasının kendilerine yıkılması girişimlerine karşı gösteriler yapıyor ve greve gidiyorlar?

 

Wedin: Ben üçlü diyalogların hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Hükümet, işverenler ve işçileri temsilen sendikacılar bir araya gelerek yapılması gerekenleri tartışmalıdırlar. Krizin en fazla etkilediği ülkelerde kayıt dışı sektörlerin çok fazla geliştiklerini görüyoruz. Bu durum vergi gelirlerinin azalmasına neden oluyor. Şimdi krizin bütünü işçilerin ve halkın sırtına yıkmaya çalışıyorlar. Biz Avrupa Sendikaları olarak ülkelerin ekonomik krizden kurtulmaları için tüm yükü emekçilerin sırtlarına yıkmalarına karşıyız.

 

ETUC Avrupa’daki emekçilere 29 Eylül günü gösteri yapmaları ve greve gitme çağrısında bulundu. Siz de Brüksel’de yüzbini aşkın emekçinin katıldığı gösteride konuşma yaptınız. Grev ve gösterilerden istediğiniz sonucu alabildiniz mi?

 

Wedin: Bu eylemlerle krizin faturasının emekçilere kesilmesine karşı olduğumuzu açık bir biçimde deklere etmiş olduk. Kamuoyunun taleplerimizden haberi oldu. Brüksel’deki gösteriden hemen sonra Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barrosso ve diğer yetkililerle görüştük. Kendilerine düşüncelerimizi ilettik. Krizin yükünün çalışanlara yıkılmasının doğru olmadığını söyledik. Bu tür toplantı ve diyaloglar daha sık olarak yapılmalı, krizin yükünün sadece emekçilere yıkılmaması için bir yol bulunmalıdır.  Bazı ülkelerde emeklilik yaşının düşük olmalarına karşı çıkmaları anlamak mümkün. Ama bu ülkelerde emeklilik maaşları düşük. Emekçiler geçinebilmek için emekli olduktan sonra da kayıt dışı sektörlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Hükümetler öncelikle emekli aylıklarına geçinilebilecek bir düzeye çıkarmalıdırlar. Emeklilik yaşı İsveç’te tartışmalara neden oluyor. Pek çok kişi neden onlar da bizler gibi 65 yaşına kadar çalışmıyorlar diye emeklilik yaşının yükseltilmesini savunuyor. Aldıkları emekli aylıkları ile yaşamlarını sürdüremediklerini ve ayrıca çalışmak zorunda kaldıklarını bilmiyorlar.  Bu ülkelerde insanların gelecek kaygısı duymadan yaşamalarını sağlayacak sosyal sistemlerin kurulması gerekiyor.

 

Başkanı olduğunuz ETUC’ün gösteri ve grevler yapılması çağrısına yine başkanı olduğunuz LO’nun uymamasını, İsveç’te gösteriler yapmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Wedin: Biz İsveç’te de gösteriler yapıyoruz. Ama gösteriler İsveç’te yapılan seçimlerden 10 gün sonra 29 Eylül’de yapıldı. Biz hangi partilerin hükümet kuracaklarını bilmiyorduk. Kimlerden ve hangi partilerden oluşacağını bilmediğimiz bir hükümete karşı büyük gösteriler örgütleyemezdik.

 

Hükümetin hangi partilerden oluştuğu o kadar önemli mi? Yunanistan, Ispanya ve Portekiz’de kitleler hükümet olan  sosyal demokratların politikalarını protesto ediyorlar.

 

Wedin: Brüksel’deki gösteride pek çok Avrupa ülkesinden sendika temsilcisi vardı. Öncelikle Avrupa Birliği’nin bu ülkelere dayattığı reçetelere karşı çıktılar. Tasarruf politikalarını yaşama geçirmeye çalışan hükümetlere karşı gösteriler yapılması üzerinde görüş birliği vardı. Ama bizim seçimler dolayısı ile gösteri yapmamız mümkün değildi. Bu kez böyle oldu ama biz İsveç’te hükümetin politikasına karşı hoşnutsuzluğumuzu göstermek için eylem ve gösteriler örgütleyeceğiz. Biz hükümetin işsizliği yükselten ve sosyal hakları kısıtlayan politikalarına karşıyız. Bu nedenle de gösteri yapmak için nedenlerimiz var.

 

Seçimlerin ardından hükümet yeni kısıntıları yürürlüğe koyacağını ve özelleştirmelere devam edeceğini açıkladı. Hükümetin bu tutumuna karşı ne yapmayı düşünüyorsunuz?

 

Wedin: Biz henüz herhangi bir gösteri ve eylem kararı almadık. Öncelikle hükümet yetkilileri bir araya gelerek gelişmeleri konuşacağız. Bugün Göçmen Bakanı Tobias Billström ile görüştüm. Üçüncü ülkeden gelen işçilerle, mevsimlik işçiler yoğun bir sömürü ile karşılaşıyorlar. Kendisinden önlem almasını istedim. Önümüzdeki hafta da konuyu Çalışma Bakanı ile görüşeceğim. Eğer taleplerimiz karşılanmazsa gösteriler yapacağız.

 

Sağ partiler 2006 yılında hükümet oldular. O günden bu yana işçilerin kazandıkları pek çok hakkı gaspettiler. Neden hükümete karşı tutum almadınız?

 

Wedin: Biz kısıtlamalara gittiği için hükümete karşı güçlü gösteriler örgütledik.

 

Bugüne kadar LO tarafından örgütlenen tüm gösterileri ve etkinlikleri fiilen izledim. Katılımın çok az olduğu cılız gösterilerdi bunlar?

 

Ben çok kalabalık olduğumuzu düşünüyordum.

 

Pasif kalmanıza geçen yılın Mayıs ayında 15 sendika başkanı tepki gösterdiler ve istifa etmenizi istediler. Siz onlarla görüştünüz ve kendilerine büyük gösteriler örgütleyeceğinizi söylediniz. Ancak bu güne dek gösteriler örgütlenmedi?

 

Wedin: Bu konuyu yönetim kurulunda görüştük. Ancak büyük gösterilerin örgütlenmesinin koşullarının olmadığını kararlaştırdık. Bu nedenle gösteriler olmadı.

 

Muhalif sendikalar sol örgütlerle birlikte hükümete karşı gösteriler örgütlediler.

 

Wedin: Biz o zaman gösteri için koşulların olgunlaşmadığını düşündük. Değişik ülkelerin değişik gelenekleri var. Güney Avrupa ülkelerinde örneğin İtalya ve Fransa’da çok büyük gösteriler ve direnişler yapma gelenekleri var. Yüzbinlerce, milyonlarca insan sokaklara çıkıyor. Bizim böyle bir geleneğimiz yok.

 

1920-40 yılları arası İsveç’te çok büyük gösteriler ve grevler oldu?

 

Wedin: Ama o zamanki koşullar farklıydı. O zaman iş piyasası ve toplu sözleşmeleri düzenleyen yasalar ve diyalog kurabileceğimiz hükümet yoktu. Şimdi ise durum oldukça farklı. Artık gösteriler politikayı etkilemek için en büyük araç olmaktan çıktı. Gösteriler yukarıdan örgütlenmez. Tabanda bir hoşnutsuzluk ve gösteri yapma isteğinin olması gerekir. Bu olmadığı takdirde gösteriler örgütlemek bizi zayıflatır.

 

Tabanda hükümetin politikasına karşı büyük bir hoşnutsuzluk var?

 

Wedin: Hoşnutsuzluk var ama ben işçilerin büyük gösterilere katılacaklarından emin değilim. Biz koşulların uygun olduğunu hissettiğimiz anda gösteriler örgütleriz. Irak savaşı öncesi 100 bin kişinin katıldığı büyük bir gösteri yapıldı.. Son yılların en büyük gösterisiydi bu. Ama bizim böyle büyük gösteriler örgütleme geleneğimiz yok. Onun için başka yollarla politikayı etkilemeye çalışmalıyız.

 

LO ve bağlı sendikalar kriz nedeniyle çok düşük ücret zammını kabul ettiler. Ama yayınlanan raporlar İsveç tekellerinin aşırı karlar ettiklerini gösteriyor. Neden işverenlerin düşük ücret zammı dayatmalarını kabul ettiniz?

 

Wedin: İşverenler sıfır zam önerdi ama biz kabul etmedik. Biz işsizliği ve enflasyonu artırmaması şartıyla alabileceğimiz kadar ücret zammı talep ettik. Biz şirketlerin karlılıklarını değil tüm toplumu göz önüne alarak ücret zammı talep ederiz. Biz herkese aynı oranda dayanışmayı esas alan ücret zamları verilmesinden yanayız. Çok kar eden şirketlerde çalışan işçilerin çok, az kar eden veya hiç kar etmeyen şirketlerde çalışan işçilerin az veya hiç ücret zammı almamalarına karşıyız.

 

Kiralama şirketleri büyük sorunlara yol açıyor. İşverenler kadrolu işçilerin işine son verip kiralık işçi çalıştırıyorlar. Buna karşı neler yapmayı düşünüyorsunuz?

 

Wedin: Bazı işverenler kiralama şirketlerini ücretleri aşağı çekmek ve sendikaları zayıflatmak için kullanıyorlar. İşten atılan işçileri yeniden işe almak yerine işçi kiralamayı yeğliyorlar. Biz bunun önüne geçebilmek amacıyla geçtiğimiz dönem yaptığımız sözleşmelere sınırlamalar koydurduk. Biz kiralama şirketlerinin kullanılmasının kurallara bağlanmasını öngören yasa ve yönetmenliklerin çıkması için çabalarımızı sürdüreceğiz.

 

Sendikaların son 4 yıl içinde 250 bin üye kaybetmesinin nedenleri nelerdir?

 

Wedin: Hükümetin işsizlik kasası ödentilerini aşırı ölçüde yükseltmesi sendikaları olumsuz etkiledi. Ayrıca yeni iş hayatına atılan işçiler sendikalara ilgi göstermiyorlar. Onları örgütlemek amacıyla işyerlerinde komiteler kuruyoruz.

 

19 Eylül’de yapılan seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Wedin: Sosyal demokratların kazanmaması çok üzücü bir şey. Sosyal Demokratların içinde yer alacağı bir hükümet bizler açısından çok daha iyi olacaktı.

 

Neden halk sosyal demokratlara oy vermedi?

 

Wedin: Bunun iki nedeni var. Birincisi Sosyal Demokratların, Çevre Partisi Yeşiller ve Sol Parti ile oluşturdu ittifakın programında belirsizlikler vardı. Bu ittifaktan her üç parti de zararlı çıktı. Partilerin seçmenleri birlikte seçime giren partilerini tanımakta güçlük çektiler. Öte yandan kendini Yeni İşçi Partisi olarak lanse eden sağ bir parti var. Çalışanların vergilerini düşürdü. İş güvenliği ile ilgili yasalara dokunmadı. Ama aynı zamanda hastalar ve işsizlerin durumlarını kötüleştiren düzenlemelere gitti.

 

Sosyal Demokrat İşçi Partisi Lideri Mona Sahlin’in görevini bırakacağını açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

 

Wedin: Bu çok üzücü. Ben kalmasından yanaydım. Sahlin’in yapacağı çok şey vardı. Ama seçim yenilgisinden sonra tabanda  kendisine olan güven azaldı.

 

Başkanlığa aday olacaklar arasında sizin de isminiz geçiyor. Aday olacak mısınız?

 

Wedin: Hayır aday olmayı düşünmüyorum.

 

Siz Sosyal Demokrat Parti Meclisi üyesisiniz. Sizin sorumluluğunuz yok mu?

 

Wedin: Parti Meclisinde yer alan herkesin sorumluluğu var.

 

Ama siz LO başkanı olduğunuz için ayrıca sorumluluğunuz var. İstifa etmeyi düşünmüyor musunuz?

 

Wedin: LO Başkanı olduğum için ekstra sorumluluğum olduğunu düşünmüyorum. LO siyasal bir parti değil. Biz sadece sosyal demokratları destekliyoruz. Biz onların kazanmaları için mücadele ediyoruz. Bizim çıkarlarımızı savunacak bir partiyi desteklememiz önemli. Bunu başaramamamız üzücü. Ama bunda bizim sendika olarak bir sorumluluğumuz olduğunu düşünmüyorum.

 

Ancak LO üyesi her üç işçiden sadece üçü sosyal demokratların ekonomik ve siyasi olarak desteklenmesini istiyor. % 49’u ise buna karşı?

 

Wedin: Araştırma yaparlarken soruyu yanlış sormuşlar. İşçilere “sendikanın sadece sosyal demokratları desteklemesini istiyor musun” diye soru yöneltmişler.

 

Ama soruyu sizin” LO Gazetesi” muhabirleri yöneltmişler.

 

Wedin: Bizim üyelerin nasıl oy verdikleri önemli. Üyelerimizin % 68’i  Kırmızı-Yeşil İttifak’a oy verdi. İşçilerin çoğunluğu Kırmızı-Yeşil İttifak’ın hükümet olmasını istiyordu. Ben sosyal demokratlarla işbirliğinin sürdürmesinden yanayım. Ama buna ben değil kongre karar verecek. 2012 yılında yapılacak kongrede bunu tartışacağız.

 

Sosyal Demokratları destekliyorsunuz ama kısıtlama ve kemer sıkma politikasını Yunanistan, Ispanya ve Portekiz’de sosyal demokratlar hayata geçiriyor. İsveç’ te sosyal demokratlar hükümet olur ve ayni şeyleri yaparlarsa tavrınız ne olacak?

 

Wedin: Biz eşitlik ve sahip olduğumuz zenginliklerin adilce bölüşülmesini savunuyoruz. Sosyal demokratların politikası da aynı ideolojik temel üzerine kurulmuş. Biz sosyal demokratların her zaman her şeyi iyi yaptıklarını söylemiyoruz. 1990’lı yıllarda Sosyal Demokratlar kemer sıkma politikasını uyguladılar. İşsizlik kasası ve sigorta sisteminde işçilerin aleyhinde değişiklikler yaptılar. İş güvencesini zayıflatmak istediler. Biz tüm bunları eleştirdik, protesto ettik.Ama bu partiyi terketmedik. Gelecekte de terkedeceğimizi sanmıyorum.

 

ETUC Başkanı sıfatıyla Türkiyeli işçilere ve sendika hareketine bir mesaj iletmek ister misiniz?

 

Wedin: Türkiyeli sendikalarla birlikte ortak yürüttüğümüz projeler var. Daha sıkı örgütlenmelerinin ve üye sayılarını artırmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin demokratikleşmesinde ve insan haklarının savunulmasında Türkiye’deki sendikalar fonksiyonları çok  önemli. ETUC olarak Türkiye’deki sendikaların mücadelelerini her zaman destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz.                                   

 

Murat Kuseyri/Stockholm